Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek İsteyen Duyarlı Ebeveynler için 13 Şahane Yöntem!

Özgüvenli Çocuk

Geçmişe dönüp baktığınızda kendinizi özgüvenli çocuk kategorisinde değerlendirebiliyor musunuz?

Milletçe topluluk karşısında rahat olamama, kendimizi ifade etmekte güçlük çekme gibi sorunlarımız olduğu bilinen bir gerçek.

İş mülakatlarında IK’ nın karşısında sorguya çekildiğinizi hissederken, sizi de birden bire ter bastığı oldu mu? Elleriniz terlemeye, sesiniz titremeye, boğazınız kurumaya başlar. Bıraksalar topuklarınız poponuza vura vura koşarak uzaklaşırsınız oradan.

Belki de para için hiç tanımadığınız bir yabancıya ailenizden ve geçmişinizden bahsedip yeteneklerinizi ispatlamak zorunda kalmak hiç onurlu bir davranış değil gibi geliyordur size de

Yani düşününce  “biz neden elin Amerikalısı kadar kendiyle barışık olamıyoruz arkadaş?” diye klişe bir pop-up sorusu beliriveriyor kafamızda ister istemez.

Hala var mı bilmiyorum; çocukluğumuzda “sözlü” diye bir uygulama vardı. Öğretmen bir konuda kendi seçtiği öğrencinin bilgisini sınamak için onu tahtaya çıkarır ve bütün sınıfın önünde ona sorular sorardı. Tabi tahtadaki öğrenci genelde ezilir büzülür, kıpkırmızı kesilir, bildiği bir konu bile bilgisayar hızıyla hafızasından silinmeye başlar. Dizleri birbirine çarpa çarpa da yerine oturur.

İlkokul müsamerelerinden birinde şiir okumakla görevlendirilmiştim. Şiir okuma sırası bana geldiğinde annemle öğretmenim beni hafifçe arkamdan iterek sahneye çıkarmışlardı. Karşımda bana beklentiyle bakan onlarca yabancı göz ve karanlık beni çok korkutmuş, sahnede tek başıma boyumu geçen bir mikrofonla kalakalmıştım.

Başladım kekeleyerek şiirimi okumaya. Bir sonraki satırı düşünürken o anda okumam gereken satırı unutuyor ve duraklamak zorunda kalıyordum. Ama tabi ki beceriksizliğimin verdiği utanç kapanış yapmama yetmezdi. Daha gösterişli bir kapanışa ihtiyacım vardı. O yüzden şiirim bitip sahneden birkaç alkış eşliğinde inerken dev mikrofonu yere devirmem ve merdivenden düşmem gerekiyordu. Ve ben görevi başarıyla tamamladım!

Özgüvenli çocuk yetiştirmek bu kadar zor mu ?

Hepimiz özgüven sahibi, toplum içinde kendini rahatça ifade edebilen çocuklara hayranlıkla bakar, ailelerinin sırrını merak ederiz.

Hiç utanıp sıkılmadan yetişkinlerin sorularına akıllıca cevaplar veren, yeteneklerini rahatlıkla sergileyebilen çocuklardır onlar.

Özgüvenli çocuk deyince aklınıza ukala ve şımarık çocuklar gelmesin. Onların bu davranışı işte tam da bu özgüven eksikliklerini maskelemek için kullandıkları bir silah.

Çocuklarda özgüven eksikliği ebeveynlerinin onlara davranış biçiminin bir göstergesidir. Mesela annem bana sahnede çok iyi olmamla ilgili beklentilerini hissettirmeseydi, beni sürükleyerek sahneye çıkarmak yerine heyecanımı anlamaya ve berbat bir performans da sergilesem beni sevmeye devam edeceğinin sinyallerini vermiş olsaydı, değil şiir okumak şiir kitabı yazardım.

Tamam şiir kitabı yazamayabilirdim belki ama performansımı skandalsız tamamlayabilirdim en azından.

Bir konuda gerçekçi olalım lütfen.

Bu, çocuğunuza bahşedilmiş bir hayat ve siz ebeveyni olarak onun bakımından, güvenliğinden ve sağlığının devamından sorumlusunuz. Aldığı kararlardan ve davranışlarından değil.

Kendi kendine yetebilme becerisi çocuğunuzun ömür boyu zihinsel sağlık ve sosyal mutluluk anahtarıdır. Başarılı bir yetişkinliğe giden yolda, çocukların sağlıklı bir gelişim dönemi geçirmesi hayati önem taşır.

Sadece çocukluk döneminde değil bütün yaşlarda, insanın kendisi ile ilgili nasıl hissettiği, davranış biçimini doğrudan etkiler.

Biz ebeveynler olarak onların kendilerini sevmeleri, kendi özsaygılarını kazanmaları ve değerli olduklarını hissetmeleri konusunda onlara yardımcı olmalıyız.

Peki çocuğa özgüven nasıl aşılanır?

Çocuğunuz karakter yapısı itibariyle çekingen biri olabilir. Onun karakterine ve dönemsel çekingenliklerine mutlaka saygı duyarak aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.

 

#1- Varlığına saygı duyun.

Biz yetişkinler her zaman zaman onun adına tercih yapmaya meyilli oluruz. Ama çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için sınırlarımızı belirlemeliyiz.

Kuzey yarım kürede, Aralık ayında denize girmeye kalkmadığı sürece çocuğunuzun tercihlerine karşı duyarlı olun. Yani sağduyulu olun. Eğer gerçekten onun veya çevresindekilerin sağlığını ya da hayatını tehlikeye atacak bir risk teşkil etmiyorsa kararlarına müdahale etmeyin. Eğer sınırlarınızı belirlerseniz, çocuğunuza müdahale ettiğinizde bunu onun iyiliği için yaptığınızı bilecek ve  size kulak verecektir.

Küçük bebekleriniz için de aynı şey geçerli. Koltuktan düşer diye ona oturmasını emretmeyin. Bebeğinizin koltuktan düşme ihtimali sizin koltuktan düşme ihtimaliniz ile aynı oranda. Onu yapacakları konusunda engellemek yerine, gözetiminiz dahilinde istediğini yapmasına izin verin.

Yeni bir eve ziyarete gittiğinizde ev sahibinin izni ile birlikte küçük keşifler yapabilirsiniz. Sizin gözetiminizde merakını giderir, böylece bir daha o evde bir şeyi kırıp dökme ve kendini yaralama riski oldukça azalır.

Bebeğinizi istemediği bir şey yemeye ya da yapmaya zorlamayın. Ona yaptığınız mamayı yedirirken “ay bu da hiç iştah açıcı değil, nasıl yiyor bunu anlamıyorum” diye düşünüyorsanız yedirmeyin. Başka bir şekilde sunmayı deneyin.

Bebeğinizin damak zevki sizinkinden daha gelişmiştir. Kalkıp muzlu omlet yemek istemiyorsa sağlıklı diye yedirmeye zorlamayın. Siz muzlu yumurta yer miydiniz ? Evet bebeğiniz için en iyisinin ne olduğunu en iyi siz bilirsiniz ama bebeğinizin zeki bir birey olduğunu unutmayın.

 

#2- Sahip olma duygusunu yaşamasına izin verin.

Ona yeni bir oyuncak aldığınızda kardeşiyle paylaşmasını istiyorsanız ilk önce o oyuncağa sahip olduğunu hissetmesi için ona zaman verin. Sahip olmadığınız bir şeyi paylaşamazsınız öyle değil mi?

Paylaşmak istemezse de onu yargılamayın ya da oyuncağını paylaşmazsan parka gitmek yok diyerek tercih yapmak zorunda bırakmayın. Bu onun özsaygısını zedeler çünkü zamanla kendi yargılarına güvenmemeye başlar.

Zaten kendisi isteyerek paylaşmıyor ve tercihlerini sizden alacağı olumlu/olumsuz geri bildirimlere göre yapıyorsa bu onun gelişimine hiçbir katkı sağlamayacaktır.

 

#3- Özgüven kazanması için hata yapmasına izin verin 

Çocuklarımızın bizim için çok basit olan herhangi bir konuda hata yapmasına tahammül edemez hemen onları düzeltiriz. “Hayır, hayır öyle değil, işte böyle takacaksın, bak gördün mü ? “, “hayır gitar öyle tutulur mu hiç, bak bana şimdi… işte böyle tutacaksın!”.

Kontrol etmeyi bırakıp koçluk yapmaya başlayın.

 

Sürekli ne yapmaması gerektiğini söylemeyin. Yapmaması gereken bir şeyi yapmaması gerektiğini gösterin.

Poyraz yeni yeni yemek masasında kucağımda oturmaya başladığında, sıcak kavramını öğretmem gerektiğini hissettim. Ama bunu çay bardağını devirip kendini ya da bizi yakmadan önce yapmalıydım. O yüzden onun minik tombul parmaklarını alıp hafifçe sıcak çay bardağına yaklaştırdım ve “sıcak, dokunma” dedim.

Her fırsatta bunu tekrarladık.

Konuşmaya başladığında fincanları gösterip “ciaanngooo!” (sıcak) diye bağırıyordu. Şimdi çay/kahve içilirken çok dikkatli davranması gerektiğini biliyor.

 

#4- Kendi kendine vakit geçirmesine izin verin.

Çocuğunuz yalnız kalmak istediğinde ona saygı gösterin. Yalnızken hepimiz daha iyi odaklanır ve daha iyi analiz ederiz. Kendi davranışlarına, hayallerine, isteklerine odaklanabilir. Hayal kırıklıklarının sebebini daha iyi anlayıp kendi benliğinde yolculuğa çıkması için fırsat yaratın.

 

#5- Kalkmayı bilmesini istiyorsanız düşmesine izin verin

Hayattan aldığım en önemli derslerden birisi; hayattan aldığımız derslerin genelde yaşadığımız yıkımlar ve başarısızlıklar sonucu bizde yer ettiğidir. Dengede yürümeyi bol bol düşerek öğreniyoruz. Çünkü düşerek, nasıl yürümememiz gerektiğini öğreniyoruz.

Bir şeyi çok çabuk öğreniyorsak ve pratik yapma şansımız olmazsa çabucak unutur, öğrendiğimiz şeyi içselleştirmekte ve hayatımıza pozitif yön verme konusunda başarısız oluruz.

 

#6- Çıkabilmesini istiyorsanız önce inmeyi öğretin.

Poyraz 6-7 aylıkken onu koltuğa oturturdum. Sonra yüz üstü yatırır, poposunu bacaklarından tutup aşağı doğru sürüklerdim ve sonunda aşağı indirirdim.

Bu şekilde koltuğa çıkmayı beceremeyen bebeğime koltuktan inmeyi öğretmiştim.

Neden?

Bilirsiniz, kediler için devasa ağaçlara tırmanmak saniyeler sürer. Ancak yetişkin kediler bile bazen ağaçtan inmekte güçlük çekerler. Yani bazen çıkmak değil, inmektir zor olan ?

Çocuğunuza bazen daha zor olanı ilk önce öğretmeniz gerekir.

 

#7- Değerlendirmek yerine tanımlayın ve empati kurun:

Özgüvenli çocuk yetiştirmek sabır ve ilgi gerektirir ama sadece bu yetmez. İlgilenmek demek o bir şey yaptığında onu fütursuzca övmek demek değildir.

Neden?

Çünkü “süper goldü”, “ne kadar kusursuz bir karne” gibi aslında bizim bildiğimiz tarzdaki övgüler çocuğunuzun davranışının sonuçlarına olan övgüdür.

Ama burada ön plana çıkarmanız gereken çocuğunuzun davranışıdır. “O topu kaleye göndermek için çok çalıştın, sürekli pratik yaptın ve sonunda başardın, kendini çok iyi hissediyor olmalısın” ya da “öğrenme azminle gurur duyuyorum” şeklinde bir yaklaşımla hem çocuğunuza hangi konuda iyi olduğu konusunda bilgi verirsiniz hem de kendini değerlendirme şansı vermiş olursunuz.

Diyelim ki sonucu övdünüz: “Sınavdan tam puan almışsın aferin sana!”, “Satranç turnuvasında birinci olmuşsun aslan oğlum benim!”.

Çocuğunuza değerli hissettirdiğinizi, onun başarısını överek daha başarısının devamını sağladığınızı düşünüyorsunuz. Böylece çocuğunuz siz övdükçe daha da başarılı olmak için daha çok çalışacaktır.

Peki bu tam tersi olsaydı? Yani çocuğunuz başarısız olsaydı ?

Başarı birçok faktöre bağlıdır.

Sadece çalışmakla başarılı olunacağını hiç kimse garanti edemez.

Bu durumda, çocuğunuz başarısız olduğunda sizin onu övecek hiçbir şeyiniz kalmamış olacak. Ona değerli olduğunu, onu hala çok sevdiğinizi, yine de başarılı olacağını nasıl hissettireceksiniz?

O yüzden sonucu değil, çabayı övmek her zaman daha olumlu bir yaklaşımdır.

Sonucu değil, çabayı önemsediğinizi bilmesi çocuğunuzun çabalamaktan asla vazgeçmemesini sağlayacaktır.

 

#8-  Kendi geliştirebileceği özellikleri hakkında pozitif geri bildirim verin

Akıllı olmak bizim seçeneğimiz değildir. Bu insanoğlunu hayvanlar ve diğer canlılardan ayıran temel bir özelliğimizdir.

Bu nedenle, çocuğunuzun müdahale edebileceği özellikleri ile ilgili pozitif geri bildirimler vermek çocuğa özgüven aşılamanın akıllıca yöntemlerinden biridir.

Çocuğunuzun zaten kurulum paketinde bulunan özelliklerine (yakışıklılık, güzellik, akıllılık) güvenerek yan gelip yatmasını istemezsiniz.

Özgüvenli çocuk yetiştirmek; onu denemeye, yılmamaya ve çalışarak kazanmaya teşvik etmeyi gerektirir.

 

#9- Sosyalleşmesine izin verin

Sosyalleşmek sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de bir çeşit kendini tanımlama yöntemidir.

Sizin gözetiminizde yabancılarla sohbet etmesine izin verin. Yabancılarla nasıl ve ne oranda samimiyet kurabileceğinin sınırlarını sizinle keşfetsin.

Arkadaşlarını seçmesine izin vermek de akıllıca bir yöntemdir. Davranış ya da alışkanlıklarını beğenmediğiniz bir arkadaşı olursa bunu onunla konuşmak yerine, bu davranışların toplum tarafından onaylanmadığını farklı yollarla vurgulayabilirsiniz.

 

#10- Teşekkür edin ve gülümseyin

Sadece çocuğunuza değil. Gülümsemenizi ve taktirinizi hak eden insanlardan esirgemeyin.

Siz size hizmet eden garsona, park görevlisine teşekkür etmiyor, komşularınıza selam verip gülümsemiyorsanız bunu çocuğunuzun da yapmasını beklemeyin.

Nezaket asaletten gelir. Nazik ve güler yüzlü olun.

Özgüveni yüksek çocukların en büyük özelliği, mutlu olmalarıdır.

 

#11- Araştırmayı, öğrenmeyi sevdirin

Sorduğu sorulara sabırla cevap vermek yetmez. Ona sorular sorun. Merak duymasını soru sormasını sağlayın.

” dünyanın en uykucu hayvanının hangisi olduğunu biliyor musun ? – hangisi baba, timsah mı ?”

” sence gökyüzünde kaç yıldız vardır? “- iki yüz trilyor! 🙂 ”

Merak duygusunu taktir edin ve cesaretlendirin. Herhangi bir şeyi öğretmeye çalışmak yerine öğrenmeyi sevmesini sağlayın. Eğlenceli öğrenme teknikleri deneyin.

 

#12- Sorumluluk almasını sağlayın

Sofra kurarken, iş için sunum hazırlarken, bahçe işleri ile ilgilenirken, ev temizlerken size yardım etmesini isteyin. Ona çamaşırlarını makinede nasıl yıkayacağını öğretin.

Bulaşık makinesini nasıl çalıştıracağını ya da nasıl omlet yapacağını gösterin.

Sorumluluk alması, çocuğun kendisi olmasa o işin yapılamayacağını düşündüreceği için kendi öz değer duygusunu yükseltecektir.

 

#13- Mükemmeliyetçi olmayın, mutlu olun

Hep çocuğunuzun iyi bir balerin ya da piyanist olmasını istemiş olabilirsiniz. Ama çocuğunuzun sizin tercihlerinizden birine ilgisi ya da yeteneği yoksa onu zorlamayın.

Diyelim ki onu bir şekilde ikna ettiniz ve sizin istediğiniz bir konuda uzmanlaşması için ders aldırmaya başladınız. Çocuğunuz büyük ihtimalle mutsuz, sonrasında da başarısız olacaktır.

Gerçek yeteneğini geri plana itmeyin. Onun potansiyelini ortaya çıkarmaya odaklanırsanız hem başarılı hem de mutlu bir çocuk sahibi olursunuz.

 

signature

 

 

 

 

 

Özgüvenli çocuk yetiştirmek konusunda daha fazla bilgi için önerilerim:

https://www.parents.com/toddlers-preschoolers/development/fear/secrets-of-confident-kids/

https://www.askdrsears.com/topics/parenting/child-rearing-and-development/12-ways-help-your-child-build-self-confidence

 

 

 

 

    Leave a Reply

    Do NOT follow this link or you will be banned from the site!