Anne Olmak, Kadın Olmak ve Aile Üzerine

Anne olmak

 

Birçoğumuzun kendine bile itiraf etmeye çekindiği bir gerçek var: Anne olmak korkunç!

Tamam kesinlikle kutsal ve siz harika iş çıkarıyorsunuz.

Ama lütfen…

Söyleyin bana; mütemadiyen endişe içinde yaşamayı kim ister diye sorduğumda kaç kişi “ ben!” diye cevap verir ? Ama aynı soru kim anne olmak ister diye sorulduğunda ?

Mesela son zamanlarda en büyük endişeniz hangisi ?

Acaba üşüdü mü, terledi mi, gazı mı var yoksa diş mi çıkarıyor, pişik mi oldu yoksa kafasına bir şey mi düştü, ateşi mi var yine mi kustu ?

Anne olmak neredeyse delilik sınırında gezmek demek.

Çünkü bir an bile kurtulamadığınız o kaybetme korkusu sizi perişan eder.

Benim için en zorlarından biri uykusuz gecelerdi.

İlk uyanmaya başladığı gece mışıl mışıl uyuyorum.

Oda zifiri karanlık. Uykumun en tatlı yerinde feryat figan bir ağıt.

Sanki göğsümün ortasına kristal kül tablası düşmüş gibi bir kalp ağrısıyla uyandım.

Kendime gelip yapmam gerekeni yapmam birkaç saniyemi aldı.

Sonrası, kum pist arap atlarının kulvardan çıkışını aratmayacak bir performansla yataktan fırlamak.

Bebeğimi kollarıma alıp sarmak.

Ve sabah en iyi ihtimalle saat 5’te koyun koyuna uyanmak.

Bu 5 ay sürdü. 5 aydan sonra aralıklarla bugüne kadar devam etti.

Hala odasının önünden geçerken uyanacak diye korkudan kalp atışlarım hızlanır.

Daha zor olan nedir biliyor musunuz ?

Yemek yememeleri.

Birinci yaşını doldurunca , yerde ne bulsa ağzına atan küçük canavarınız iş yemek yemeye gelince mama kaşığından 28 Hafta filmindeki mutantlardan kaçar gibi kaçmaya başlar.

Bütün gece internetten arayıp bulduğunuz tariflerle yaptığınız yemekler çöpe gider.

Hatta benim gibi otuz denemeden sonra ustalaştığınız yoğurt mayalamayı bile bırakırsınız.

O ise sadece meme emmek ya da biberonuna sarılıp uyumak istiyordur.

Yemek yemediği her günün akşamında internetin başında Google meleklerinin bir yaşındaki oğlunuzun yemek sorununa umutla çözüm bulmasını beklersiniz.

Bitmedi.

Yemek ve  gece uyanma sorunu yetmezmiş gibi bir de hastalanıp ateşlenir.

Zaten düzensiz olan her şey iyice zıvanadan çıkar. Artık hangi gündesiniz, saat kaç bir önemi yoktur.

Önemli olan tek şey onun sağlıklı, mutlu ve tok olmasıdır.

Ama korkmayın sonunda iyi günler de gelir.

Önce ufak tefek bir şeyler yemeye başlar.

Sonra gece uyanmaları azalır.

Sonra bir bakarsınız 1 aydır siz de geceleri uyuyorsunuz.  Evde bayram havaları.

Her şey yoluna girdi, artık büyüdü

diye düşünmüştünüz ki…

Korkunç 2 yaş sendromu kapınızı çalıp “şeker mi?, şaka mı?” diye sorar.

O melek çocuk gider yerine kendini sokak repçileri gibi yere atıp bacaklarını havaya kaldırıp sırtında dönen bir Ninja gelir.

Siz kırmızı botlarını giydirmek istersiniz, o mavi sandaletlerini giyip yağmurda yürümek ister.

Siz pembe bikinisini giydirmek istersiniz, o ponponlu yün beresiyle denize girmek ister.

Evde kimse böyle değilken ve henüz okula bile başlamamışken vurmayı, dil çıkarmayı, kırıcı kelimeler kullanmayı nerden kimden öğrendiğini merak edersiniz.

Büyüdükçe düzeleceğini düşünüp güzel günler göreceğinizi hayal ederken, yeniden eski günlere geri döner, yemekti uykuydu her şeye baştan başlarsınız.

 

Bunları bile özlemek

 

Sakın bana kızmayın.

Tüm bunlardan şikayetçiyim evet. Anne olmak böyle bir şey mi ?

Bebeklerimizle  geçirebileceğimiz en harika en bulunmaz zamanları tüm bu endişeler yüzünden kaçırıyoruz.

Sonra bir çoğumuz çalışmaya başlıyor.

Gözümüz gibi baktığımız bebeğimizi belki de hiç tanımadığımız bir bakıcıya emanet edip işe gidiyoruz.

İşte o zaman, bütün o sorun gibi gördüğümüz her şeyi özlemeye başlıyoruz.

Elimiz sürekli telefonda, yemeğini yedi mi, uyudu mu, kabızı iyileşti mi diye uzaktan endişe duymaya devam ediyoruz.

Şanslı küçük bir kesim de işini gücünü bırakıp kendini çocuklarına adayabiliyor tabi.

Ama eminim şu konuda bana siz de katılacaksınız.

Daha iyi bir anne olmak (!) için işe uzun süre ara verdiyseniz geri dönmek çok zor oluyor.

Yeniden kendinizi ispatlamak zorunda kaldığınız sıkıcı iş görüşmeleri.

Yeni çalışma ortamı ve çalışma arkadaşlarına alışmak.

Şanslıysanız eski işinize geri dönersiniz. Eski düzeninize.

Ama her iki durumda da o kadar zaman sonra sabahın köründe sıcacık yatağınızdan kalkıp yumuşacık pijamalarınızı çıkarıp işe hazırlanmak, hava bile daha aydınlanmadan sabah trafiğinde yollara düşmek hangimize cazip geliyor?

Biliyorum, bir çoğunuz evde kalıp çocuklarınızla ilgilenirken bir yandan da para kazanmanın yollarını arıyorsunuz.

Çünkü çocuklarınızdan ayrılmak size zor geliyor, ama bir yandan da para kazanıp onların geleceğini garanti altına almanız lazım.

Belki de hiç sevmediğiniz bir işte çalışıyorsunuz. Evinizden çok uzakta, aydan aya alacağınız düşük bir maaşla, potansiyelinizin çok altında bir görevdesiniz.

Biliyorum çünkü aynı şeyleri ben de yaşadım.

Üç aylık hamileyken işimden istifa ettim.

İleriyi çok düşünmüyordum, sadece bebeğim.

Ve onunla geçireceğim mükemmel anlar.

Emzirecektim, oyunlar oynayacaktık, gezecektik, ona yemekler yapacaktım.

Tam olarak hayal ettiğim gibi olmadı.

Emzirme konusunda bir sürü sıkıntı yaşadım.

Oğlum neredeyse aylarca hiç uyumadı.

Uzun süre yemek yemedi.

Zamanla maddi sorunlar yaşamaya başladık.

Şunu söylemeliyim ki, böyle zor zamanlarda çözüm aslında çok da uzağınızda değildir.

Hiçbir geliriniz yokken, bir sürü borcunuz varken ve ihtiyaçlar birikmişken bile para biriktirip işleri düzene koymak mümkün olabilir.

Nasıl ?

 

Üretmeye başlayın

 

Ne üreteceksiniz ?

Önce fikir üretin.

Düşünce, üretimin temelini oluşturur.

Ne yapmanız gerektiğine, ne yapabileceğinize değil, sadece ne yapmak istediğinize odaklanın.

Şuanda hayatınızda memnun olmadığınız ne varsa kurtulun.

Yıllardır bir gün lazım olur diye sakladığınız bir eşya, vefasız arkadaşlar, kızıl saçlarınız, çalışmayan laptopunuz.

Arayıp bulun mürekkebi bitmiş kalemleri bile atın artık çekmecelerinizden.

Zihninizde dönüp duran ruhunuzu beslemeyen tüm düşüncelerden kurtulun.

Algınızı değiştirin.

Hayata aynı pencereden bakmaya devam ederseniz, aynı sonuçları alacağınıza bahse girerim.

Hepimizin hayatında tekrarlayan sorunlar vardır.

Bu sorunları çözmekle başlayın.

Eşinizle mi sorununuz var ?

Onunla konuşup çözüm planı sunun ve bir tarih belirleyin. Çözüm önerinizin işe yarayıp yaramadığını görmek için birbirinize biraz zaman verin.

Sorununuz anneniz ya da kayın validenizle mi ?

O zaman sınırlarınızı belirlemeli ve bu sınırları onlara göstermelisiniz.

Her çocuk doğuranın hayatınıza karışmaya hakkı yok.

Evet, bu anneniz bile olsa.

Sorununuz iş yeriniz, patronunuz ya da iş arkadaşlarınızdan biriyle mi ilgili ?

İşte bu en kolayı.

Seçenekleriniz sonsuz.

İşinizi değiştirebilirsiniz.

Cesur olun.

Daha da cesur olun.

Ve kendi işinizi yapın.

En iyi ne yaparsınız ?

Örgü mü ?

Araştırma mı ?

Satış mı ?

Resim mi ?

Röportaj mı ?

Makyaj mı ?

Önce bunun cevabını bulun.

En sevdiğiniz şey sizin gelecekteki işiniz olabilir.

Bunu yapabilirsiniz. Çünkü herkes yapabiliyor.

Dışarıda bütün kafelerin, restoranların, mağazaların günün her saati dolup taştığının ve bu insanların hepsinin öğrenci ya da emekli olmadığının farkında değil misiniz ?

Siz ne sanıyordunuz ? Hepsi işsiz mi 🙂

Kadın olmak üzerine (Anne Olmak)

 

Bilmem kaç yıl önce siz bakımlı, fit, hayat dolu bir kadındınız.

Ne oldu da bu kadar kısa sürede saçlarınız seyrelmeye, cildiniz solmaya, göz altı torbalarınız belirginleşmeye başladı ?

Artık yediğiniz her şey de kilo yapmaya başladı sanki.

Eğer siz de benim gibi sadece birkaç yıl içinde aynaya baktığınızda kendinizi tanıyamaz hale geldiyseniz muhtemelen evlenmiş ve çocuk sahibi olmuşsunuzdur.

Eski sizi geri istiyorsunuz.

Ama bu eskisi kadar kolay değil.

Hem zaman olarak hem de maddi anlamda daha kısıtlısınız.

Ben hep etrafımda gördüğüm kadınların hem anne hem de iş kadını olduğuna inanamıyordum.

Saçları her zaman taranmış, makyajları eksiksiz, kıyafetleri kusursuz uyum içinde.

Sanırım bu dünyada bir tek ben hem saçlarıma bakım yapacak zaman bulamıyorum.

Ya da bir tek ben hem oğlumu öpmekten vazgeçemediğim için ruj süremiyorum.

Doğumdan sonraki ilk birkaç ay beni dışarda görüp diğer annelerle kıyaslasanız, az önce üstümden kamyon geçti sanırdınız.

Evet yavaş yavaş eski formuma dönmeye başlıyorum.

Ama tüm vaktimi güzelleşmeye ve bakıma ayıramam.

İlgilenmem gereken bir ailem var. Anne olmak bunu gerektirir. Değil mi ?

(Dikkat edin anne olmak kadın olarak tüm görevlerimizi kapsayan bir kavram! )

Aile üzerine (Anne Olmak)

 

Sorumluluklarınızın ne kadar geniş bir alana yayıldığının farkında mısınız ?

Yemeği kadın hazırlar, evin düzeni temizliği ondan sorulur, çocukların bakımı ve hatta gelişimiyle kadın ilgilenir.

Aynı zamanda hem dışarıda çalışır hem evde çalışır.

Aile olmak da kadının görevidir.

Ata sözümüz bile var – “ yuvayı dişi kuş yapar”.

Bana katılır mısınız bilmiyorum.

Ama kimse kız çocuklarının büyüyünce eş ve anne olacağına dair bir inanç empoze etmeseydi, bir çok kadın farklı bir hayat sürüyor olurdu.

Neyi ne kadar istediğimizle hiç ilgilenemiyoruz.

İç sesimizi duyamıyoruz.

Neden?

L'rouge Propolis krem tester hediyeniz için emailinizi girin!

Çünkü bilinç altımızda bir sürü farklı ses, evlenmemiz, çocuk sahibi olmamız, aile kurmamız gerektiğini söylüyor bize.

Severek evlendiniz.

Güzel çocuklar yaptınız.

Ama hala içinizde bir yerlerde bir şeylerin eksik olduğunu biliyorsunuz.

Peki nedir eksik olan ?

Hayalleriniz.

Hayallerinizi kaybettiniz.

Anne olup aile kurmakla kadın olmak arasında seçim yaptınız.

Seçiminiz şimdikinden farklı olsaydı ne olurdu ?

Belki hala arkadaşlarınızla akşamları iş çıkışı buluşup bir şeyler içip sonrasında tiyatroya giderdiniz.

Evde akşam yemeği var mı diye dert etmeden bir sandviçle meyve suyunu akşam yemeği olarak kabul edip yatmadan önce bir film izlerdiniz.

Belki hafta sonlarında arabanızla şehir dışında farklı yerleri keşfe çıkardınız.

Belki yaz tatilini Portekiz’de yaşayan bir arkadaşınızın sahil kasabasındaki evinde yazı yazarak kitap okuyarak geçirirdiniz.

Belki daha az endişeli olurdunuz.

Belki pijamalarınız boya kalemleriyle boyanmamış olur, saçlarınız da mantarlı omlet artığıyla uyumak zorunda kalmazdınız.

Ama bir de şöyle düşünün lütfen.

Bu hayat için çok fedakarlık yaptınız. O kadar kolay pes edemezsiniz.

Başta yapamamış olabiliriz ama şimdi iç sesimizi dinleyebiliriz.

Kendinize şunu sormakla başlayın.

Bugünkü aklınız olsa dün neyi farklı yapardınız ?

Değiştirmek için hala zamanınızın olduğu şeyler mutlaka çıkacaktır.

Hepsini yazın.

Çıkan sonuçla neler yapacağınızı biliyor olacaksınız.

Değiştirin.

İstemediğiniz ve yapabildiğiniz her şeyi.

Çünkü bunu şimdi yapmazsanız, yarınki aklınızla bugünü de değiştirememiş olacaksınız.

Şunu sakın unutmayın.

Bir şeyleri iyileştirmek için, şartların iyileşmesini beklemeyin.

Bu olmayacak.

Ancak siz harekete geçerseniz değiştirebilirsiniz.

Sadece inanın.

signature

You Might Also Like

Leave a Reply

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!